30 Eylül 2013 Pazartesi
MASUMIYET
Yok abi ya, masumiyet dünyadaki en güzel şey...
Sex? Evet evet güzel bir şey gibi ama masumiyetini yitirerek elde edeceksen? Kalsın o zaman. Kariyerinde yükselme, insanlarla arkadaşlıklar kurmak, güzel/eğlenceli vakit geçirmek, para, güç, başarı, popularite elde etmek... E tabii kulağa hoş geliyor. Ama masumiyete, saf duygulara zeval gelecekse uzak olsun.
Sex? Sex? Sex? Sex? Sex? Sex? Sex? Sex? Sex? Sex?
Hmm güzel...
Yine de ödün vereceksem masumiyeti, saf güzel duyguları tercih ederim.
15 Eylül 2013 Pazar
Varoluşçuluk & Sartre
Herhalde en anahtar iki cümle şudur:
1) Önce varolursun, sonra öz oluşur.
2) Aslında insan doğası diye bir kavram yoktur, bizim her hareketimiz bir seçiştir.
Benim açımdan özellikle ikinci cümle Varoluşçuluk'u daha iyi açıklıyor.
İnsanlar genelde başkalarının ya da kendilerinin hareketlerini "işte ben de çok sinirliyim, fevriyim, yalnızlığı seviyorum, onun doğasında egoistlik var, fedakar" vb. diye açıklarken bunun tamamen kişinin doğasında olduğunu söyler.
Oysa varoluşçuluk bunun kişinin doğasında olduğunu değil de kişinin seçimi olduğunu söyler. Ör. bir kişi sinirlendiğinde bu onun doğasında olduğundan değil de o kişi aslında o sırada sinirlenmeyi seçtiğinden böyle davranır der.
Bu entel açıklamadan sonra seviye biraz düşürüp Emre Belözoğlu'nu(nâm-ı diğer küçük enişte) düşünelim, adam Türkiye'de astığım astık-kestiğim kestik davranırken, avrupa maçlarında gayet beyefendi takılabiliyor.
Bu örneğe baktığımızda Sartre şu an yaşasa tezini desteklemek için çok rahat "bakın mesela Emre Belözoğlu..." örneğini verirdi.
Her ne kadar Emre Belözoğlu(sadece o değil aslında) varoluşçuluk için çok güzel bir örnek teşkil etse de, benim aklıma şu da geliyor. Emre yurtiçinde ve yurtdışında farklı davranırken ve hadi tamam bunu seçerken Ergün Penbe ise en amatör maçtan en önemli ve kritik maça kadar beyefendiğiliğini hiçbir zaman bozmayan biriydi. Aslında Varoluşçuluk bunu da çok iyi açıklıyor. Çünkü Ergün de beyefendi olmayı seçen biriydi.
Evet şimdi benim açımdan en kritik an ve sanırım Varoluşçuluk'u tam olarak kabul etmeme sebebim olan durum: Neden Ergün beyefendi olmayı seçerken, Emre atarlı enişte olmayı seçiyor? Yani bu iki kişiye farklı seçimler yaptıran unsur nedir? İşte bence bu Ergün doğası ve Emre doğasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)