725 Sayfa, e uzun tabii. Upuzun bir tahlil yapmak gerekli belki ama şimdi çok kısa yazayım:
Özetin özeti: Yarısında bırakılma ihtimali yüksek olan kitap. Bırakmayacam diyorsanız zor bir yola çıkıyorsunuz, maksimum verim alabilmek için kesintisiz ve 2 güne en az 50 sayfa düşecek şekilde okuyunuz.
Kitap biraz fazla abartılıyor bence. Çok kitap okumuş ve sürekli sorgulayan bir mühendisin iç dünyasının aktarımı gibi.
Bolca zeka kokuyor, aynı zamanda depresyon da var ama edebi anlamda aynı şeyler olduğu söylenemez. Yani örnekler ile gideyim: vedat türkali, dostoyevski(ki Tutunamayanlar'da o kadar etkisi belli olmasına rağmen), 1984, nietzsche ağladığında... akıcılığı yok bu kitapta. sanata akıcılık/yaratıcılık katabilme yeteneği maalesef mühendislerde pek yok(kendimden biliyorum bir de dostoyevski gibi istisnalar var tabii). oluşturulmaya çalışılan bir bestede de aynı şey hissedilir. sistematiklik...
Eğer bilinçaltındaki acımasız kötü adamı konuşturmak gerekiyorsa ki konuşturalım:
Kitapta yer yer "bitse de gitsek" modunda olabiliyor insan.
Çok açık söyleyeyim, o zaman diliminde birçok mühendise "sürekli sorgulayacan hayatı ve al bu kitapları okuyacan sonra da bir kitap yazacan" deseler muhtemelen benzer içerik çıkacaktı. Yani hissi yaratıcılık eksik bence.
Bir de bence Oğuz Atay şimdi yaşasaydı ama geçmişte Tutunamayanlar'ı başkası yazsaydı Ekşi'deki bu aşırı rahatsız edici abartılıkla sağlam taşşak geçerdi...
Daha uzun belki sonra...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder