Aslında boğulayazmak, ha boğuldum ha boğulacam seviyesinde bulunmak. En kötüsü ne biliyon mu müdür?
Çözemeyince, cevap veremeyince kendini başarısız sanıyorsun. E sik kafa sen de basit sorular sor ki basit cevapları olsun diyesim geliyor ama öyle değil ki amına koyayım. Sistem adamı olmaktan çıkmak kolay mı lan! Değil ki. "Lan bırak kendini yiyorsun belki de" bir yanım böyle diyor.
Ne garip amk, ne kadar saflığı yakalamaya çalışacam, hayvani çıplak bir vücut gibi, beğendirme dürtüsü olmadan yazacam desem de hep aklıma birgün birilerinin buraları okuma ihtimali geliyor ve hatta bu cümleleri okuma ihtimali vay amk herif içsesiyle konuşabilme cesareti göstermiş ama yine de dürtülerine yenilmiş(belki bu yenilme kısmını yazmasam okuyanın aklına gelmeyecekti, neyse ne dedik doğal olalım, olabildiğimizde. Yeniden okuduğumda ekleme ihtiyacı hissettim Dostoyevski-Yeraltından Notlar mode'u olmuş, sonrasında "ulan it, alt metin veriyon "okuyom ben" diyesim geldi. Acayip şey lan şu beğendirme dürtüsü. Seksten üstün olabilir mi acep?).
Konuyu piç ettim, neyse şimdi de evlatlık edineyim bari("piç edip sonra evlatlık edinmek" bu tabir hoşuma gitti, sınırsız yazmak üretimi de olaylaştırıyor sanırım bu arada evlatlık etmek üzere olduğum konu "piçoğlupiç" olma yolunda ilerliyor, tamam kestim gel evladım şöyle). Ne diyorduk, sorular, hep aynı sorular...
Taşaklı Soru 1:
Kimiz biz? Tanrı inancı, Din, Ateizm... Nedir bunların cevabı? Çok zeki, çok okumuş, çok bilgili olup ateist olanlar da müthiş dindar olanlar da var. Aklıma siktiğimin nokta teorim geldi(nokta teorisi ne lan? yine sikik bir şey türettin, neyse söyliyim bari): herkes yeni doğduğunda bir nokta gibidir, sonra şekillenmeye başlar(nokta teorisinin giriş kısmı bu kadar, başka zaman detaylı yazarım belki), dolayısıyla kişi belirli bir biçim aldıktan sonra nesnel bir doğru olamamış inanç (henüz hiçbir bilimadamı veya felsefecinin din, Tanrı kavramının varlık/yokluğunu netleştirmediğini de düşünürsek) ile alakalı fikirlerini kendi subjektif tezleriyle güçlendiriyor, Dolayısıyla çok zeki, bilgili... insan ateis de inançlı da olabiliyor.
Burdan felsefecilere sesleniyorum: "Piçler adam olun adam felsefe yapmayın, o kadar felsefeyle uğraşıyorsunuz şu konuyu bi netleştirin, yapamıyorsanız bırakın biz yapalım bari".
Taşaklı Soru 2:
Arka planda herşey niçin? Seks mi, beğenilme dürtüsü mü, ego mu yoksa safi iyi duygular mı(sanki bu hiç değil)? Bunu yazarken aklıma Zsa Zsa Gabor, Atatürk, Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan, George Bush, Che guevera geldi. Sanırım erkek olduğum için olayın erkek tarafına daha çok bakıyorum. Bayanlar için nedir ki, ilk aklıma gelen GÜÇ'e sahip olmak olamıyorsan GÜÇLÜ'ye sahip olmak. Bunu yazarken de aklıma Merkel, Suzan Sabancı, sokaktaki güçlü erkeklerin yanındaki kızlar, gece klübünde zengin erkeklerin yanındaki kızlar... geldi.
Taşaklı Soru 3:
Tabular hiç olmasa ne olurdu? Daha doğrusu bu olabilir mi? Yanlışlıklar varsa bunlaryı yaşayarak hissederek bu yanlışlardan vazgeçmek, ha öte yandan binlerde yıldır yaşananlar sonucu zaten oluşmuş bu tabular ama belki de hepsi böyle değildir. Belki bir kısmı bi tane denyonun zamanında uydurduğu bir şeyin kabullenmesi ve onun kulaktan kulağa giderek efsaneleştirilerek yayılmasıyla oluşmuştur. Bir de tabii zaman farkı var. Belki şimdi herşey ama herşey serbest olsa yanlış kavramı da farklılaşır...
İşte bu 3 sorunun(aslında sadece bunlar değil arada başkaları da geliyor aklıma ama asıl olan bunlar) cevabını bulamamak, konunun dönüp dolaşıp bunlara gelmesi ve benim mal gibi kalmam (aslında birçok kişi mal gibi kalıyordur da belki ama dedik ya, sistem adamı olunca çok detaya inmiyorsun). Bu durum insanın gerçekten başarısız hissettiriyor.
O değil de yazıda anlam bütünlüğü, kavram bütünlüğü yok di mi? 2'sini de hem altalta hem üstüste sikeyim. Önce anlam mı yoksa kavram mı üstte olsun bilemedim. Anlak kulağa daha hoş geliyor. Hadi piç anlam önce sen üstte ol. Hadi bakalım bunun psikanalinizi de yapalım. Neden önce anlam üstte. Gir bakalım çocukluğa. Yavaşşş... O kadar da değil. Kapitalizm, sistem bizi bekler. Gavurlar geliyor birazdan...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder